|
KAYSERİ (İHA) - Türk Eczacılar Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, eczane sayısının sınırlandırılmasını, yeni eczacılık fakültelerinin açılmamasını, alt yapı sorunu çeken eczacılık fakültelerinin öğrenci kontenjanın düşürülmesini istedi.
“3 bin eczane bu yıl kapanabilir”
KAYSERİ (İHA) - Türk Eczacılar Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, eczane sayısının sınırlandırılmasını, yeni eczacılık fakültelerinin açılmamasını, alt yapı sorunu çeken eczacılık fakültelerinin öğrenci kontenjanın düşürülmesini istedi.
Türk Eczacılar Birliği 36. Dönem 3. Bölgelerarası Toplantısı Hilton Kayseri Otel'de başladı. Toplantıya Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, AK Parti Kayseri Milletvekili Ahmet Öksüzkaya, Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Türk Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak ile 51 eczacı odası başkanı, yöneticisi ve çok sayıda eczacı katıldı. Toplantıda konuşan Türk Eczacılar Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak, eczacıların içinde olduğu toplumdan ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirterek, kriz koşullarına rağmen hayatlarını sürdürmeye devam ettiklerini söyledi. Bugün toplumsal yapının her alanında bir dönüşüm ve değişimin söz konusu olduğunu hatırlatan Çolak, "Bizi doğrudan belirleyen ve etkileyen değişimlerden bir tanesi ise Sağlıkta Dönüşüm Programı oldu. Sağlıkta Dönüşüm Programı, öncelikle toplumsal aktörlerin rollerini yeniden tanımlamaktadır. Sistem yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya değişiyor. Bir kez daha altını çiziyoruz, bizler herkesin sosyal güvence kapsamında olmasından, sigorta kurumlarının birleşmesinden, sağlık alanında elektronik altyapının geliştirilmesinden şikayetçi olmadık, olmayacağız. Ancak, pratik bir sorunla karşı karşıyayız. Geçmişte on milyondan az olan yeşil kartlı sayısı, Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemiyle fiilen 20 milyonlara dayanmış durumda. Bu sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Ama şunu da görmek lazım. Türkiye'de krizin başından beri işsiz kalanların sayısı 3.5 milyon. Bu kişilere istihdam sağlamak da sosyal devlet anlayışının bir başka gereğidir. Bu sayı giderek artacak, biliyoruz" dedi.
"IMS'E GÖRE 3 BİN ECZANE BU YIL KAPANABİLİR"
IMS'nin 2009 projeksiyonunda 3 bin eczanenin bu yıl içinde kapanması olasılığı olduğunu da dile getiren Çolak, "Eczaneler, yaygın sağlık hizmeti sağlayıcılarıdır. Sağlık maliyetlerini azaltırlar, hem de ilaç fiyatlarıyla eşdeğer bantlarıyla oynayarak değil. Tedaviye uyumu sağlayarak ve koruyucu sağlık hizmeti vererek. Ya da bizim yapmakta olduğumuz gibi, eşdeğer ilaç verilmesini teşvik ederek. Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın bedelini belki her kesimden daha fazla eczacılar ödüyor. Hiçbirimiz bunlara yabancı değiliz. Muayene ücretleri, kamu kurum ıskontoları, geri ödeme listeleri, provizyon sistemi, OTC ve ilaçta reklam konusu. Üstelik bütün bunlar mesleğimizi sermayenin müdahalesine karşı kırılgan hale getiriyor" diye konuştu.
Eczacılıkta herhangi bir planlama olmaması sonucu eczane sayısının şişmesine yol açtığını ileri süren Çolak, "Bu şişme, adil olmayan rekabeti doğurmuştur. Serbest eczane sayısı neden bu kadar şişiyor? Çünkü bizlerin başka yerlerde çalışma fırsatı son derece sınırlı. Kamuya eczacı alınmıyor. Özel şirketler AR-GE yapmıyor. Sürekli yeni eczacılık fakülteleri açılıyor. Sonuç olarak bir yandan deontolojik bozulma yaşanırken, diğer yandan sanki eczacılar gözden çıkartılabilir gibi bir anlayış gelişiyor" ifadelerini kullandı.
"ECZANE SAYISI SINIRLANDIRILIRKEN, YENİ ECZACILIK FAKÜLTELERİ AÇILMAMALI"
Mesleklerini geleceğe bırakabilmek için tüm güçlerini eczacılık alanında düzenlenmeye ilişkin kullanmaları gerektiğini de ifade eden Çolak, "Eczane sayısı mutlaka sınırlandırılmalı. Yeni eczacılık fakülteleri açılmamalı. Şimdi en az bir üniversitede daha eczacılık fakültesi açılması gündemde. Buna kimse yerim sağlam, bana bir şey olmaz diye bakamaz. Çünkü sayı arttıkça mesleki saygınlığımız tehlikeye düşüyor. Ancak yeni fakülteler açılmaması da yetmez. Aynı zamanda öğretim üyesi ve altyapı sorunu çeken fakülteler de kapatılmalı ya da kontenjanları azaltılmalıdır. Fakülte toplam kontenjanının azaltılması da yetmez. Bugün fakültelerde okuyan 5 bin meslektaşımız var. Bu meslektaşlarımız nerede istihdam edilecekler. Bizim önerimiz, kamunun ciddi biçimde eczacı alması. Dünya örneklerinde bu var. Hastane eczacılığı diye bir kavram var. Bizde maalesef hastane eczacılığı, hastane eczanesinde ilaç alımından sorumlu olan kişi. Hastayla doğrudan teması yok. Oysa, ilaç tedavisi artık kişiye özgü ve eczacı bu rolü üstlenebilecek olan tek sağlık emekçisi. Bu bakımdan hastanelerde 50 yatak başına bir eczacı düşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kamunun ciddi biçimde klinik eczacı istihdam etmesi gerektiğini de düşünüyoruz. Bu da 3 bin 700 eczacının hastanelerde istihdam edilmesi demek. Protokol öncesi bu sayı 800 civarındaydı. Yaklaşık 3 bin eczacı daha istihdam edilmeli. Bu konuda protokol sürecinde oluşturduğumuz baskıyla birkaç adım attık. Sürecin görünmeyen başarılarından biridir" dedi.
"HALK İLACA GÜVENMEZSE ECZACIYADA GÜVENMEZ" Türkiye'de sahte ilaç boyutlarının bilinmediğini ve bu konuda hiçbir istatistiğin de olmadığını anlatan Çolak, ''Dünyanın 6. gelişmiş ülkesi olan Brezilya'da istenmeyen gebeliklerin yüzde 60'ı sahte ilaç nedeniyle gerçekleşiyor. Dünyada sahte ilaç oranı yüzde 6'dır. Bazı gelişmekte olan ülkelerde ilaçların yüzde 30'unun sahte olduğu tahmin ediliyor. Bu oran Afrika kıtasında yüzde 80'lere kadar çıkıyor. Halk ilaca güvenmezse, eczacıya da güvenmez'' diye konuştu.
Manisa ve Diyarbakır'da eczanelerin atık pil toplamaya başladığını da anlatan Çolak, kullanım süresi dolmuş ilaçların toplanıp imha edilmesiyle ilgili projeye yakında İzmir'de başlayacaklarını, ayrıca bu projenin diğer illerde de yaygınlaştırılacağını sözlerine ekledi.
Toplantının 5 Temmuz tarihine kadar Hilton Otel'de devam edeceği belirtildi.
|