Herşey, 2007 yılında Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Dr.Mahmut Tokaç’ın “Türkiye’de çok iyi işleyen bir eczacılık sistemi var. Bu sistemi bozup, ilaçların markette satılmasını düşünmek bilgisizliktir” sözleriyle başladı. Tokaç, daha sonra bulunduğu makamdan ayrılmak zorunda bırakıldı. Yerine gelen yeni genel müdür Dr.Sait Kerman, selefinin izinden gitmedi. Kerman, Türk Eczacılık Kanunu’nu, tam da yabancı ilaç şirketlerinin istediği gibi değişmesine öncülük etti.
Dünya Sağlık Örgütü’nün bile faydalı bulmadığı H1N1, yani domuz gribi aşısından zarar eden ilaç holdingleri, bu kez işi sağlam tutuyor. Yeni yasayla, hem daha çok yerde ilaçlar vitrine çıkacak, hem de daha çok ilaç satılacak. Kim bilir, dünyada en çok ilaç kullanan ülkeler sıralamasındaki yerimiz 10 nuncu sıradan 1nci sıraya çıkacak,
Yasa daha taslak halindeyken Türk Eczacılarının tepkisini çekti. Yasayla 22 bin eczanenin yüzde 90 nı kapanacak, Eczacılık Fakültesi Mezunu eczacılar gidip mahalle marketlerinde tezgahtar olarak çalışacaktı. Hükümet bunun adına da reform diyordu.
UZMANLAR NE DİYOR
Skyturk.net konuyu uzmanına sordu. Halk Sağlığı konusunda Türkiye’nin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından biri Bülent Kıran.
Kıran “İlacın marketlere girmesi ve zincir eczanelerde satışı halk sağlığında ve ülke ekonomisinde onarılmaz yaralar açacak bir uygulamadır” diyor ve ekliyor: “İlaç ve eczane, Türkiye’de hafife alınmayacak çok ciddi bir iştir. Halk sağlığı tehlikeye atılıyor”
Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Eczacılık İşletmeciliği Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Bülent Kıran bu konuda hem yasaları, hem de uygulamayı bakın nasıl anlatıyor.
BUNUN REKABETİ OLMAZ
“Halk sağlığı açısından ilaç ve eczacılık hizmetleri serbest piyasa rekabet koşullarına sunulamaz. İlaç ve Eczacılık hizmetleri serbest piyasada rekabet koşullarına tert edilemez özelliktedir.
ÇÜNKÜ ;
İLACIN ÖZELLİKLERİ:
1) Sağlıkta ve ilaç kullanımında talep belirsizdir.
Yani hastalık riskleri ve ilaç kullanımı önceden öngörülemeyen ve
hesaplanamayan tesadüfî risklerdir. Ve ilaca yönelik talepler
hastaların doğrudan talepleriyle değil, hekim önerisiyle gerçekleşir.
Kısaca, hastalar, diğer tüketim ürünlerinde olduğu gibi sağlık ve
ilaçla ilgili tercih yapabilme yeteneği sahip değildirler.
2) Sağlık hizmetleri ve ilaç kullanımı başka hiçbir şeyle ikame edilemez ve ertelenemez özellik taşır.
3) Hastaların pazarlık şansları yoktur. Çünkü sağlık ve ilaç ekonomik
değer ölçütleri içinde fiyat biçilemeyen bir hizmettir. Acıyla kıvranan
bir hasta için fiyatın ve ödenecek bedelin bir önemi yoktur.
Tüm bu nedenlerden dolayı sağlık ve ilaç alanı, toplum sağlığının
korunması ve sürdürülebilmesi için pek çok devlet tarafından(Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası madde 56) Anayasal güvence altına olması gereken
bir alan olarak özel yasalarla koruma altına alınmıştır.
ECZACI-ECZACILIK HİZMETLERİNİN ÖZELLİKLERİ :
Eczacı sermaye sahibidir. Ancak, sermayedar değildir. Çünkü sermayedar,
parasal birikimini ona hiçbir emek ve değer katmadan, yalnızca ucuza
alıp, pahalıya satarak büyük paralar kazanan bir rantçıdır. Oysa
eczacı, nakdi sermayesiyle birlikte almış olduğu özel bir eğitim sonucu
kazandığı bilgi sermayesini ve emeğini de toplum sağlığına kullanan bir
ilaç uzmanıdır. Yani, sadece sermayesiyle değil, ilaç danışmanı olarak
bilgisini ve emeğini de ortaya koymaktadır ki, bu yönden diğer ticari
faaliyetlerden farklı ve kamu hizmeti özelliği taşıyan bir hizmet
sunumu yapmaktadırlar.
Ayrıca, ilaç fiyatları serbest piyasa kurallarına göre değil direkt
devlet eliyle belirlenmektedir. Ve bu anlamda da ilaç-eczacılık alanın
rekabete açık bir alan olması mümkün değildir.
İLAÇLARIN MARKETLERDE SATILMASI VE
ZİNCİR ECZANELERİN HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN SAKINCALARI
Ülkemizde, halkın en kolay ulaşabildiği sağlık birimi “eczaneler” ve eczacılarda sağlık en kolay ulaşılabilen sağlık elemanıdır. İlacın marketlerde satılmasıyla vatandaşların eczacı danışmanlığından yararlanması olanaksız hale gelecektir.
Öte yandan, zincir eczaneler ilacı salt kar getirmesi gereken bir ürün olarak görür.
Bu nedenle zincir eczanelerdeki hizmetler satış odaklıdır. Yani daha
fazla satış yapmak adına tüm pazarlama tekniklerinin kullanıldığı bir
ortam yaratılır. Bu nedenle etik değerler ve deontolojik kurallar
kolayca çiğnenir.
OTC ürünlerinin eczane dışında satışına imkân veren düzenlemelerle
birlikte zincir eczaneler daha rekabetçi satış tekniklerine başvurmakta
ve eczacılıkla ilgisi olmayan bir çok ürünün de (güneş gözlükleri, spor
kıyafet ve ayakkabıları, hatta oyun topları vs) satışı yoluna
gidilmektedir ki bu da eczacılık hizmetlerinden asıl beklenen “bireysel
bakım hizmetlerinin” verilmesini engelleyen bir unsur olarak ortaya
çıkmaktadır.
Ayrıca, şirket yöneticilerinin aldığı kararlar gereği uzatılan mesai saatleri, yazılması gereken raporlar, zincir yönetiminin hedef olarak koyduğu satış rakamının tutturulması gibi dayatmalar sonucu eczacıların hasta başına daha az vakit ayırması ve daha çok ve pahalı ürünlerin satışına zorlanmasını getirmektedir.
Türkiye’de sağlık alanının hızla neo-liberal sistem egemenliğine terk edilmekte olduğunun en son örneklerinden biri geçtiğimiz Nisan ayında ortaya çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanarak Türk Eczacıları Birliğine gönderilen Beşeri Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik Taslağı’nda yer alan bazı hükümler, saldırgan bir ilaç pazarlamasına yönelik hazırlık yapıldığını açıkça göstermektedir.
Taslakta yer alan hükümde, ilaç firmalarının bir yıl içinde yapacakları toplam tanıtım harcamasının, bir önceki mali yıla ait toplam firma karının %50’sine kadar çıkabilmesi öngörülmektedir. Yani, ilaç firmaları önümüzdeki yıllarda çok büyük bütçelerle tanıtım faaliyetleri yapabileceklerdir. Türkiye’de ilaç piyasasında bedeli düşük ancak, çok satılan birçok ilacın geri ödeme sisteminden çıkartılarak, reçetesiz satılan ilaçlar grubuna(OTC) alınması ve bu ilaçların da eczane dışı satış noktalarından(marketler) halka dönük reklamlarla satışının artırılarak, üreticisine daha çok kar getirmesinin alt yapısı oluşturulmaktadır.
İlaç firmalarının satış baskısının somut göstergesi bir başka
örnekte bu yıl Konya’da ortaya çıkmıştır.29.04.2009 tarihli habere göre
Konya’da bir ilaç mümessili, kendisine ‘’satış baskısı” uyguladığını
iddia ettiği ve işten çıkarıldığı ilaç firması aleyhine dava açtı.
Mümessil, firmada 10 yıl boyunca ilaç mümessilliği yaptığını, çalıştığı
firmanın görev yaptığı süre boyunca 3 ayda bir kendisine, diğer
mümessillere olduğu gibi, belli miktarda ilaç satmayı taahhüt ettiğine
ilişkin belge imzalattırdığını ileri sürdü. Ayrıca firmanın,
imzalatılan belgelere konu olan satılacak ilaç miktarlarını her 3 ayda
bir en az yüzde 10–15 oranında artırdığını iddia eden mümessil, satış
baskısının kabul edilemez düzeylere ulaşmasının ardından yaptığı
itirazlar sonucu firma yöneticileriyle ters düştüğünü, ardından firma
yetkililerinin çeşitli gerekçelerle savunmasını aldığını, 2006 Haziran
ayında da şirket prosedürlerine uyumsuzluk gösterdiği gerekçesiyle
işine son verildiğini belirtmiştir
(1).29.04.2009 tarihli http://www.sdplatform.com/Haber.aspx?HID=1294 site haberi.
İlaç dağıtım kanallarındaki tekelleşme sonucu zincir eczaneler sadece kar getiren bölgelerde açılacak, sağlık hizmetlerine ve ilaca erişme açısından dezavantajlı olan fakir halk kesimlerinin ilaca erişim büyük ölçüde azalacak ve fiyatı düşük ancak sürümü yüksek çok sayıda ilacın reçetesiz ilaçlar grubunda satışa çıkarılmasıyla bir yandan bilinçsiz ve kontrolsüz ilaç tüketimi artarken diğer yandan da hatalı ilaç kullanımı sonucu zehirlenme sakatlık ve ölüm vakalarında artışlar olacaktır.
Vatandaşın cebinden ve mili gelirden ilaç tekellerinin kasasına daha çok para akacaktır. Türkiye, Dünya’da en çok ilaç tüketen ilk 10 ülke arasındadır.
İlacın marketlere girmesi ve zincir eczanelerde satışı halk sağlığında ve ülke ekonomisinde onarılmaz yaralar açacak bir uygulamadır.”
BAKANLIK NE YAPIYOR
Bülent Kıran ve yüzlerce eczacı, sağlık çalışanı, aydın, bilim adamı uyarırken bakanlık ilaçların market raflarında yerini alması için bir çalışma yürütüyor.
Sağlık Bakanlığı ve SGK marketlerden ilaç satışına izin veren bir çalışma başlattı. Başbakan Erdoğan’ın da bunu taslak haline getirilmesini istediği öğrenildi. Taslağa göre marketler eczanelerde de reçetesiz satılan ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, vitaminler, öksürük ve mide ilaçları gibi kalemleri satabilecekler. İlaç pazarının yüzde 25 lik bölümünün marketlerden vatandaşa ulaşması hedefleniyor. Marketlerde ilaç satışının başlaması durumunda, eczacı istihdamı zorunlu olacak. Cirosu düşük kimi eczacıların da büyük marketlerde hizmet vermeyi tercih edeceği belirtiliyor. İlaç satacak marketlerin belirlenmesi için ihaleye de çıkılabilecek. Buradan elde edilen gelir, SGK’nın sağlık harcamalarına aktarılacak.
REÇETE ZORUNLULUĞU ARANMAYACAK
Mevcut Eczacılık Kanunu na göre ilaç eczaneler dışında başka yerde
satılamıyor. Vitamin ve öksürük şurubu gibi ilaçlar için reçete
zorunluluğu aranmayacak. İlaç satışları izin belgesi alan marketlerde
yapılabilecek. Sağlık Bakanlığı, gerekli şartları karşılayan marketlere
izin verecek.











