Arama
    


Bir iken bir olamamak...

20-05-2009

        


İnsanlar cahil doğarlar dünyaya;

 

Tamamen bomboş bir beyinle dünyaya gelir insan ve bu boş beyin üzerine her nefes alışta yeni bir bilgi eklenerek hayatın yollarında ilerlemeye başlarız,..öğrenmeye başladıkça da çevremizdeki insanlardan etkilenmek kaçınılmaz olur...İlk temel ailede atılır ve sonrası ilkokulla açılan yeni bir ufuktur önümüzde oyunla karışık öğrenmelere eğitim eklenir...Pek çok ana baba çocuğum cahil kalmasın yaklaşımında okula okuma yazma öğrenmeye yollamayı meziyet olarak algılar... nasıl meziyet olmasın ki günümüzde okuma bilmeden yazma bilmeden soluk alıp vermek bile mümkün değilken...İlk orta liseyi de eklerseniz bundan 20 sene evvelki insanlara bakışla pek çok şey bilmesi gereken, eğitilmesi gereken bir toplum olmuş olmamız gerekirken,peki tüm bu cahil kalışlar neden...

 

Neden eğitilemez bir toplum...

 

Cahil eğitmenlerin elinde, feodal içerikli anlayışla hareket eden kültürlerde, eğitimi de salt geleneksel yaklaşımlara bağlayarak algılarsak,kendisi bile eğitim almamış güncel bilimden habersiz kişilerce eğitilmeye çabalanan çocuklar ,ne alacaklardır ki...

 

Bilimden neden korkar insanlar...

 

Eğer insanlar bilirlerse;kendilerine olan dayatmacı saygı yok oluverecektir de ondan,düşünsenize size eğitim verdiğini zanneden 10. 15. yüzyıldan olan ve beynin süzgecinden geçirilmeyen duyumlarla bu devirde bir çocuk nasıl eğitilir...bu devrin insanının önce merak uyandıran tüm sorularına mantıklı cevaplar bulabilmesi lazımdır ki onu eğitebilsin bu işe soyunanlar...

 

Kerametlerle ,mucizelerle mantığını zorlayan gence ,yanıt veremeyecek kapasitede olanlarla, hiçbir yere varılamaz,güncellemek gerekiyor artık tüm bilgileri tüm anlatımları,yorumları...

 

İbni sinanın kitapları nasıl ki artık sadece tarihsel kaynak olarak incelenebilecek eski değerler halini almış ise,ve günümüz tıbbı insan klonlamaya bile adımını atıp organ üretimine başlamış ise, içten içe toplumsal olarak da gerçekten eğitime aç,susuz olan bomboş taze beyinlere, bilimden yola çıkarak tüm değerler ve maneviyatta buna dahil olmak üzere açıklanıp izahdan kaçınmadan,insan beyni ve psikolojisine ışık tutan ne kadar  kaynak var ise temel taşlarını belleyip, insanı eğitmeye öyle girişilmelidir...

 

Çocuğu cevapsız bırakırsanız sağdan soldan doğru yanlış duyduklarıyla ancak kafası karışacak ve gerçekleri kavrayana kadar da ya yaşı kemale ulaşacak yada anlayamadan toprak olup gidecektir bu dünyadan...gençlerimizi çok hızlı bir şekilde ve yeni metodlarla eğitmemiz şart...

 

Her şeyin çok kolay ulaşılır olduğu bu devirde kendi başlarına bırakılmayacak kadar saldırıya açıktır genç beyinler...

 

İnsan psikolojik bir varlıktır,maneviyatı doyuma ulaşmadıkça bunu maddiyatla kapatmaya çalışır.Yemek ,içmek, eğlenmek, gezmek, dolaşmak, gülmek,coşmak tüm bunlar herkesin zaman zaman ihtiyacı olan bazen deşarj maksatlı bazen ihtiyaç kapsamında olan, yalnız tüm ömrü boyunca her anımıza endekslenerek yapılacak şeyler değildirler...Lay lay lom türü bir yaşam tarzı ile  insanın sorumsuzca yaşamaya bırakılması mümkün olmayan bu alemde ,mümkün değildir...

 

Yeni bir düzen kurmak elbette münkün değildir, lakin kurulmuş olan birlik, beraberlik nizamında bize uygun olanları alarak bunların harmanlanması ve hayata uygulanmasıyla,huzura yönelik yaşam tarzları hayata geçirilebilmelidir...

 

Geçmişi inkar etmeden geleceğe yürümek lazımdır...

 

İnsanın amacı gerçek anlamıyla kendisi tanımasını bilmekten geçer,ruhen ve bedenen ihtiyaçlarını bilmek bunları kendi yaşamına adapte edebilmek ve kendi içiyle birlikte dışını da terbiye etmek,örnek olabilmek gereklidir...gerek dinler gerekse felsefik akımlar olsun,çok uçlarda olmadıkça her biri insanın kendini eğitmesi temeline oturtulmuş sistemlerdir...Başkalarına zarar vermemeyi amaç edinirse insan,bir o kadarda kendine zarar verdirmemeyi kullandırmamayı becerebilirse,karşılıklı anlayış çerçevesinde ilk adımları atmış olur...

 

Herkes özverili olamaz ,herkes karşılıksız vermeye meyilli yaradılmış değildir,fedakarlık bu nedenle zor bir meziyettir,ancak başkalarına zarar vermeden faydası olmasa da zararı olmadan yaşamak mümkündür,kendi yakınlarına kadar erişebilse yeter insana, iyilik için...Bizler ne kadar zorlasak da ne ülkeler arası, ne de milletler arası kişilere fayda sağlama girişimlerine katkımız olamaz...Lakin her insan yakın çevresinde olan olaylara tepkisini de katkısını da verebilir dilerse,ve zaten aslolan toplumların kendi içerisinde geçimli ve uyumlu olmasıdır...

 

 

Gençlere nasihatler çok zor tesir ederler,nedeni ise onlar yaşamadıkları yanlışlardan korunmaya çalışıldıklarının ayrımında değillerdir ,nasihat edenlerse yaşamıştırlar ve başkasının da bu tür yaralayıcı bir tecrübeyle karşılaşmamasını isteyerek sürekli onları koruyucu kuşatıcı tavırlar almaya mecbur hissederler kendilerini,gelgelelim doğru kelimeleri doğru zamanda sarfetmek gerektir,yoksa tesirli olmaz anlatılanlar,esareti tadmayan ,yaşamayan ,özgürlüğün kıymetini ancak, esaret altın girdiğinde kavrar...

 

Aslında önce karşısındakine saygıyı ve hürmeti kavramalı gençler...O bana bir şeyler verebilecek olgunlukta diyebilirse ,suyun yukarıdan aşağıya akması gibi bilgi akışı da kolay olur bu durumda.

 

Genç yaşlarda alınan eğitimin ayrımına ancak ileriki yaşlarında varacaktır her insan...

 

Ülkeler yatırım yaparlarken mutlak ve mutlak gençlere yönelik yaklaşımlar ve projeler üretmek zorundadırlar,onlarında bir şeyler başarabilecekleri özgüvenini gençlere yerleştirmekle görevlidirler, bu ülkesel bir politika olarak sindirilip, çizgileri onyıllarca öteye endeksli olarak uygulamaya koyulmalıdır...ihtiyaçlar tesbit edilmeli verilen eğitimde her meslek gurubuna yönelik bireyler yetiştirilmelidir...

 

Yetişkin insanları memnun etmek dünyanın en zor şeyidir...Yaşlı beyinler yeniliklere kapalıdırlar...

 

Lakin gençler kendileriyle alakadar olunduğu takdirde tüm çabalarınıza karşılık alabileceğiniz kıvamdadırlar,onlara hak ettikleri değeri verdiğinizde karşılığını mutlaka alırsınız...

 

Bu memlekette bir dönemin insanları yüksek tahsil okuyan gençlerine kötü yola düşmüşler gözüyle bakarak ömrünü geçirmiştirler maalesef...Bunu da nereden çıkardın demeyin,üniversiteler gençlerin eğlenip bir arada gezip tozduğu yerler olarak algılanmış,orada eğitim alanlar memleketin sorunlarıyla alakadar olup bunu dile getirirlerken,sakıncalı ilan edilmişler,ne dediklerine bakılmaksızın suçlanıp hor görülmüşler,ve sonunda da halk ve okumuş insanların arasında uçurumlar oluşturulmuştur kasıtlı olarak...

 

Halk derdi tasası olunca kapısını çalıp yetiş doktor yetiş hakim bey demesini bilirken, kendi çocuğunu aman başına bir şey gelmesin korkusuyla okutmaktan kaçınmış,derdi olunca koştuğu o insanları hep içten içe yermiş durmuştur...Yani riyanın en büyüğünü yapmıştır aydınlarına...

 

Apolitik yetiştirilen bir nesil olarak bizler ise bu nötrlüğün en güzel örnekleriyiz,Bu gün  40 lı yaşlara merdiven dayayan bizler nötr olarak sadece okul ve ev arasında başkaca tüm sosyalliklerden uzak yetiştirilmenin acılarını sancılarını çekiyoruz şu an...

 

Gerçek manada geçmişle bağları koparılmanın sancıları bunlar...

 

Ve bu boşluk döneminde güçlenerek gelişen şekilcilikle kendini ailesine kabul ettirerek eğitim kulvarlarına katılan kafaları bulandırılmış yeni bir öğrenci tipi olarak  karşımıza çıkan, yine aslında akademisyenlerine düşman, ancak kendi akademisyenlerini yetiştirme telaşı içinde olan ayrı bir kesim ve meyvaları olan yaşdaşlarımız...

 

Bilimin rengi olmayacağına inandıramadıkları ailelerini bu şekilde ikna edebildiklerinden bunu benimseyen yeni bir aydın kolu...

 

Bu toprakların ortak değerlerinde birleşmek yerine; nasıl ayrı oluruz ,kendimizi nasıl etrafa bu şekilde şık gösteririz mantığıyla süren bir yeni aykırılık...

 

Ne zaman tek bir toplum olacağız biz,

 

Ne zaman basit birer insan olduğumuz kavrayıp aslında birlik olduğumuzda güçlü olabileceğimizi kavrayacağız...Bir yerlere çekiştirmeden ne zaman eğiteceğiz gençlerimizi...

 

Ortak amaçları olan insanlar yerine ,ortak amaçları doğrultusunda birbirini kazıklayan insanların bizleri kullandığını ne zaman görüp uyanacağız...

 

Bu beklide geçmişteki çok uluslu olmanın getirdiği devlet modeli olmuş olmanın, bir mirası bizlere,lakin artık ayrılıp parçalanacak zamanlar geçmiş,sınırlar çizilmiş,her devlet kendi milletini içerisine alıp hayatını sürdürmeye başlamıştır...

 

Her birey bu topraklar için elinden gelenin en iyisini ortaya koymak zorundadır,

 

Tarlasında çalışan en iyiyi üretmeli,fabrikasında çalışan kendi işi gibi bilmelidir çalıştığı ortamı...

 

Serbest mesleği olanlar bu mesleği iyi değerler üretebilmek için kullanmalı,karşılıklı iyi niyet ve hoş görü mantığı yerleştirilmelidir içerimize,biribirimize kazık atmakla ancak küskünlük tohumları ekileceğini unutmamalıyız yüreklere...

 

Her şeyi eleştirmek yerine nasıl bir olabiliriz nasıl barışabiliriz diyebilmeliyiz...

 

Bir zamanlar meydanları doldurup kendilerine özgürlük isteyenler,şimdi aynı baskıyı diğerlerine uygulamakta ise henüz hala bir şeyler eksik demektir...

 

Doğrulara ulaşabilmek için daha birkaç nesil beklemek ise, bu memleket için gerçekten büyük bir zaman kaybıdır...

 

Her gencin söylemeye hakkı olan bir kelime var bence...

 

Ey Sayın Büyüklerimiz!.. bizleri sizler yetiştirdiniz,bizler sizin eseriniziz,o halde neden bizle (kendi kendinizle) kavga etmektesiniz...

 

Anlaşı ,uzlaşı ve birlik temennilerimle...

 

 


5 / 5 (5 Oyla)




Yazıya ait Yorumlar




Hiç kendinizi eleştirdinizmi ?

Hiç Kendinize Bakıyormusunuz, Hiç kendinizi eleştirdinizmi bu gün, dün, bu hafta son bir ay, son bir yıl...

 
DİPTE Mİ KALACAĞIZ AYAĞA MI KALKACAĞIZ?

18 Eylül 2009 tarihi ülkemizdeki ECZACILIK mesleğine yönelik ölümcül son darbenin yapıldığı tarihtir.


İyi bayramlar ,Saygılar...

Kendi kendisinde kaybolmuş şehirlerde zamana yolculuk yapabilmek ne kadar da zor insanlar için.Belki de pek çok insan...

 
 
Sağlık taki tek eksiğimiz...

Anlaşılan şudur ki eczacıların gerçekten mesleki yaşamlarının biteceğini görerek 4/Aralık/2009 tarihinde uyarı...

 
Farmahabere üye ol güncel kal

Formu doldurun ücretsiz üye olun



ZARARLARIN NE ZAMAN ÖDENECEĞİ BELLİ DEĞİL ZARARLARIN NE ZAMAN ÖDENECEĞİ BELLİ DEĞİL

Saydan, Bir hastanın ilaç bulamaması hayatına mal...


İlaçta KDV indirimi İlaçta KDV indirimi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ilaç krizini...


CLAVİS,CLAVİS PANAX VE KLAVİS PANAX ADLI ÜRÜNLERLE İLGİLİ CLAVİS,CLAVİS PANAX VE KLAVİS PANAX ADLI...

Clavis panax da dahil olmak üzere Clavis markalı ürünlerin...


İlaca katkı payı geliyor İlaca katkı payı geliyor

İlaç tüketimindeki artış nedeniyle SGK nın bütçe açığını...

 
 Anket
Galip Kim Olacak
TEB
DEVLET
 

Arama
    
Farmahaber hiç bir hakkı saklı tutmaz bu site eczacıların faydalanması için amatör ruhla ve bilgi paylaştıkça çoğalır felsefesi ile hazırlanmıştır. 
reklam vermek isterseniz editor@farmahaber.net adresinden bağlantıya geçebilirsiniz.



































farmahaber








Powered by: PHPCow.com