Sistemli bir bunalımın içerisine çekiliyor herkes...
Her yandan üzerimize binlerce saldırı yapılıyor.ne haberlerden hayır var, ne hayattan bir tad tuz, bu ruh haliyle de neresinden tutsak elimizde kalıyor...
Resmen oyalama taktikleriyle günümüz geçiştiriliyor,
Mutlu muyuz hayır... umutlu muyuz hayır...
Her tarafımız sis bulutlarıyla kaplanmış ne önümüzü görüyoruz ne arkamızda bıraktıklarımızı,yön mefhumunu kaybetmiş bir gemi gibi denizin ortasında dönüp durmaktan farksız bir ilerleyiş,gittiğimizi sanarken yerimizde sayıyoruz,tükenen bir ömrün taşıyıcıları olup çıktık çaresizlik içerisinde...
Her yanımız yara bere içinde, birileriyse elinde bantla yaraların üzerini kapatıp tamam diyor devam edebilirsin yoluna...
Yol yok iz yok nereye gittiğimiz meçhul...
Bundan daha kötü ne olabilir derken,yeni bir sıkıntı koyuluyor önümüze hadi diyorlar şimdide buradan devam edeceksin...
Hayır demek istiyoruz ama sesimiz çıkmıyor boğazımız düğüm düğüm ,kelimeler boğuk, hırıltı halini almış...
Ben bunu istemedim ki diyemiyoruz...
Birileri sırtımızdan itiyor ve uçurumun kenarından boşluğa paraşütsüz bir atlayışla inişe geçmişiz,bir mucize lazım ancak ama nerde bizde o erdem...
Masallardaki perilerden biri gelse de elimizden tutsa keşke ama dünyada ne peri gören var nede gökten bir el uzanıp kurtarmış bu güne dek hiç kimseyi...
Kendi başımıza yapayalnız çaresiz,kalakalmışız işte...
Umut veren söylemler nede boşlar...birlikler beraberlikler ancak efsanelerde kalmış,her yan ya duvarlarla örülmüş bir hapisane gibi, yada boşluktan aşağı dibe bir dalış gibi tek yönlü...
Elime kalem alasım kalmamışken alınca da işte ancak bu kadar yazılabiliyor...
Karanlıklarda ışıksız kalmışız...
Hayat mı; hayatı boşvermişim zaten,dolu ne yan kalmış ki,boş vermeyipte ne yapayım...
İnsanlar kasten harcanmaktalar...
Harcayanlar zaten başroldeler,kaptırmazlar rollerini bizim gibi figüranlara...
Her şey ters giderken nasıl normal olunabilir ki...
Bunca tersliği içerisinde normallik söylemleri anormal kaçıyor...normallikten bahsetmek delilik olur resmen...abesle iştigal etmenin anlamı yok bu anormal gidişatta..
Nerede yanlış yaptım demek çok saçma...
Zira yanlış yapan ne ben nede biziz...
Tamamen doğruları kendine amaç edinenler nasıl yanlış yapsınlar ki...
Yanlış irade dışında dayatılanlar...
Sorulmadan tartışılmadan ,mahkumiyetine karar verilmiş birer masumlarız...
Savaşlarda dolduruşa getirilen askerler misali,oturarak ölmektense çarpışarak ölmek...
Ne güzel yol ama,İki ucuda ölüme çıkıyor...
Gerçi ne çarpışacak cephe var önümüzde ,ne bir şey...
Ulvi değerlerle süslenecek bir hedef de yok o halde neyin mücadelesi bu...
Kahramanlık, kahraman olmak için yapılmaz, şartlar gerektiği için bir anda bir şeyler yapıverir insan...
Peki ya elinden hiçbir şey gelmiyorsa ne yaparsın ki...Boyun eğmekten başka?
Eline her geçirdiğin lambayı ovuşturup içinden 3 dilek bekleyen cinin çıkmasını ummak kadar saçma sapan bir hal yaşanan...
Yavaş yavaş cinnet geçireceğimiz kesin...
Neden daima ana baba rolü bize biçilir ki bazen de çocuğu oynamak hakkını verseler ya bizlere de...
Daima yanlış yapacak olanlar tepedekiler, affedip bağışlayacak yada kabullenip sineye çekecek olanlar bizleriz...ama neden...
Bizlerinde yanlış yapma hakkı yok mu bu alemde...Şöyle rahatça davranıp,birilerine tüm mesuliyetleri atıp bir kenardan izlemek istiyorum olanları...birazda onlar bizim arkamızı toparlasalar ya...
Çok şey mi istiyorum yoksa...?