Eczacının kurtuluş savaşı...
Kaç cephede birden savaşacağımızı şaşırttılar bize...
Hani 90 sene evvelindeki memleketimizin işgal zamanı gibi, bu meslekte pek çok cephede savaşım veriyor...
Bir yanda SGK zaten en baş mücadelemizin aktörü olma rolünü taşıyor,ayrıca il sgk müdürlükleri o yana bu yana çekiştirme hırpalama merciileri,diğer yandan İTS taarruzu ha başladı ha başlayacak,sanayicileri sorarsanız fiyat indirimleriyle kendi paçalarını kurtarma telaşındalar ama eczacının dükkanındaki yangın umurlarında değil.
TEB e diyecek bir kelime bulamıyorum,bazan öyle bazan böyle konuşmaktalar ,aslında bir yandan siyaset bir yandan bürokrasi bir yandan tabanla mücadele vermek ve ne tarafta olduğunu kestirememekten diyorum bu durum.
Herkes birden memnun edilemeyeceğine göre, birini kendine yakın kabul edip diğerlerinden uzak olması gerekiyor...Tabii o birileri de sanırım “eczacılar” olmak zorunda,devletle masaya oturmuş işçi sendikaları gibi davranmanın manasını hala kavrayamadım ne yalan söyleyeyim...Dışarıda %18 zam deyip %3 lere imza atan işçi sendikaları gibi olunmamalı kanımca...
Her fırsatta mesleki kazanımları anlatıp sonrada idam fermanlarına imza atmak ne kadar anlamlı olur ki...Her şeye itiraz edilerek yola çıkılıyor ve ardından nasıl evet yapıldığının savunmaları sunuluyor toplantılarda ,platformlarda,sanırım birileri bizim TEB imizi daima ikna ediyor her konuda...Ya bizi nasıl ikna edecekler...
Bir yanımız da bitkisel ilaç pazarının kuşatmasıyla tarım bakanlığı tarafından kuşatılmış vaziyette, çocuk mamalarından, vitaminlere, ve pek çok aslında ilaç ve tıbbi ürün yapısında olan mamülleri bakkalda markette sattırma tertibinin ablukasındayız,internetten satışlarda olaya cila çekmekte.Bu arada sanırım çocuk mamaları , sağlık bakanlığı ruhsatı altına alıncakmış,yani elimizden çekilip alınan mamalara yeniden kavuşturulacağız,lakin başka şeyler uçup gidecek kaygısı var içimde,mamayı verip ilacı almasınlar da ...
Finansal cepheler olan bankalar ,kredi tuzakları olarak hazırda beklemekteler,bir yandan ödemeleri ellerinde tutmakta ,diğer yandan bizim paramızla bize borç vermeye çalışmaktalar,Teb kanalıyla,yardımlaşma sandığımızın paraları ile gene bu cephede de kuşatma altındayız...
Denetleme,teftiş, baskın artık adeta kuşatılmış topraklardaki milli mücadeleciler gibi her an nereden işgal güçleri gelecek diye beklemeye başladık,
Belediyesi ayrı bir telaş peşinde neredeyse ruhsatlarımıza bile karışılacak...
Bir meslek kaç cephede mücadele verebilir ki...
Bu kadar mı sahipsiz kaldık anlayamıyorum...
Önce ilacın ve tıbbi ürünlerin tanımına bir açıklık getirilebilse,bitkiseliyle kimyasalıyla ilaç ilaçtır dense,bu konu sağlık bakanlığının sorumluluğu altında olması gereken bir durum,sonrasında da ilacı satan eczaneleri değil,var oldukları aşikar, eczane dışı satıcıları ve üreticileri bir düzene sokmaları lazım...
Sahte ilaç,sahte küpür cephesi de ayrı bir muamma,böyle bir şey var ise ,ilacın sahtesini kim üretiyorsa ona bakılacağına bu cephede de eczacıya bir taarruz söz konusu,eczacının işi kalmamış gibi,üretmediği ilacın hesabını da vermek zorunda bırakılıyor...
Öyle bir hal ki yaşanılanlar,eczacılığı ilgilendiren tüm konularda merkez ayrı hareket ediyor ,iller başka beklentilerde,hani Osmanlının son dönemlerindeki tabloyu al koy önüne şablon gibi oturuyor yaşanılanlara,padişah bir yanda ,mandacılar öte yanda,kurtuluş mücadelecileri feryad figan,taban kurtarıcı arayışında,işgal kuvvetleri zaten parça parça etme telaşında,kimi malını satmak için iki tarafla da flört ediyor,hem sanayiye muhtaç hem eczacıya,alikıran başkesen garip bir düzen ki deymeyin gitsin.
İTS olayında figüran olarak seçilmiş bir ülke olduğumuz kesin,
İleriki tarihlerde bu sistemi eğer tutarsa ,uygulayacak olan ülkeler, kanımca kobay olarak bizi seçmiş ve beklide bir miktar da alt yapı desteğini sunmuş olmalılar, tabii ki eczacıya değil sistemi uygulamaya koyacak olanlara,ve sizi kalkındıracağız bu konuda ilk olacaksınız gazını da vermişler...
Nasılsa eczacı bu ilacı SGK ya mahkum edilip verecekse, bu düzene de seve seve uyacak, mantığıyla kendi memleketlerinde cesaret edemedikleri bir düzene bizi uydurmaya ve denemesini bizde yapmaya çabalıyorlar,bizimkiler de çok iyi bir şey keşfetmiş gibi bu konuya balıklama dalıyorlar,sahte ilaç önlenecekmiş,küpür kesilmeyecekmiş,hasta, doktor, ilaç takip edilecekmiş peki kim kanalıyla eczacılar kanalıyla.Üretici, depo, doktor,bu üçlü bir kenarda sadece matbalara bir kare kod baskısı yapılacak geriye kalan ne varsa eczacının sırtına semer edilecek oh ne ala ne memleket...
Üretilen yerleri denetleyin,Türkiyede 24.000 eczane var ise 500 ü geçmeyen imalatçı vardır ancak...500 fabrikaya 500 daimi memur yerleştir olay bitsin...Bu kadar mı zor... Eczacıyla uğraşmak daha mı kolayınıza geliyor...Eczacı verse verse alkol borik’in,yada eau de goulard’ın hesabını verebilir ancak...
Özel hastaneler hasta katılımının %70 e çıkmasını talep ederlerken,eczaneler aldıkları %20 ile ve kalan emeklilerden ne zaman geleceği meçhul % 10 larla hayatlarını devam ettirsinler diye kaderlerine terk edildiler...100 liralık ürünün 10 yada 20 lirasıyla ticaret mi yapılır ,bu işletme elinde hiç para göremeden mi ,yarınını planlayamadan mı, yaşamını sürdürecek...bu konu unutuldu gitti bile çoktan...3 aylık alacağımız devlet babaya emanet kasa sıcak dursun,bizim ceplerde şubat rüzgarları esmekte...Ne günlere kaldık...
Eczanelerin %40 alımlarının netli ilaç olduğu göz önünde tutularak ödemelerinde % 40 peşin yapılsa diye bir konu kimsenin aklına gelmiyor bile...Varsa yoksa 60+ bilmem kaç gün hesabıyla oyalanıp duralım biz...
Kesinti adı altında çaktırmadan yada çaktırarak yapılan delidumrul soygunlarından sonra zaten hesap kitap da şaştı,bankaya ne yatarsa eyvallah edip alel acele almak için koşarak, çeklerin senetlerin borçların peşinde,paranın yüzünü görmeden dağıtmakla geçen bir ömür oldu eczacılık mesleği icrası...
Aslında yaz yaz uzadıkça uzayacak, hele bu yaz günlerinde yazmak, içerisindeki yaz kelimesini okudukça bana tatili kumsalı denizi anımsattıkça daha da moralim bozuluyor ,15 yıldır tıkılıp kaldığım bu eczanede ilaç kokularını solumaktan temiz havalı bol oksijenli yerlerde nasıl olur vücut kimyam ,onu bile kestiremez oldum...
Açma kapama saatlerine, Cumartesi tatili olması fikrine,yıllık koşulsuz 15 gün kapatarak istirahat mecburiyeti dileklerime deyinmek bile istemiyorum...
Devir çalışma devri...
Nasılsa mezarda uzun uzun dinleneceğiz...
Vatan millet hizmet bekliyor bizlerden,en bedavasından çalışmam ve ömrümü çürütmem lazım...
Tatil benim neyime Allah aşkına...
Selamlarımla...
Not:İtina ile atık pil ,atık kağıt ve atık pet şişe toplanır...