İnsan bir kez yoruldu mu,artık ondan ne köy olur ne kasaba,yere koysan yerde durmaz göğe atsan gökte uçmaz...boylu boyunca uzanmaktan başka hiçbir şey yapası gelmeyen biriyle ne yapabilirsiniz ki...
İnsan bir kez yoruldu mu,artık ondan ne köy olur ne kasaba,yere koysan yerde durmaz göğe atsan gökte uçmaz...boylu boyunca uzanmaktan başka hiçbir şey yapası gelmeyen biriyle ne yapabilirsiniz ki...
Yorulmayacak bir beden var mı bu dünyada,yok demek geliyor içimden ama öyle çok ki yorulmayanlar...Bir kere en başta yenilen pehlivan güreşe doymaz atasözümüz var ki evlere şenlik bir söz dür bu...
"Yenilen pehlivan güreşe doymaz..."
Ya ne yapar bu pehlivan hazretleri..yenilir durur...ya sonra ...sonrası ne olacak sonrası 365 gün antrenman...YILMAK YORULMAK YOK...ama laf aramızda ben yorgunum be...iki yanımdan destek koyulsa öne arkaya kaykılıcak gibiyim...
Hayat o kadar acımasızdır ki; insana bir ömrünü değiştirecek kararları bir kaç saatte bazansa bir kaç dakika hatta saniyede aldırıverir ve ardından yıllarca bu aldığın kararın cenderesini boynuna taktırarak geçirtir ömrünü...
Hayat ;kabahatlere sebebiyet veren kalleş bir savaşçı gibi...ya ateş edip vuracaksındır karşındakini yada kendin öleceksindir,buna benzer durumlarla, hep karşımıza bir şeyleri koyar durur ve sonrada bu kararların sonucunun ızdırabını taşıtır bizlere...
Kesin çizgilerle alınacak kararların aşamasında karşına koyulan tercihlerden birini seçmen gerektir çok kere,misal ya kolunu koparacağız yada bacağını derler...Hemen kolunu feda etmen gerektir ,yoksa olduğun yere yığılıp kalırsın bacaktan olur isen,koldan olunca hiç olmadı koşarak bir yardım bulma şansın olacaktır birkaç zaman fırsat tanınmış olur sana...
Bizlerde gene bir yerlerimizden fedakarlık edeceğiz öyle yada böyle...
Her seferdeki gibi...
Sonrada pansuman yapacak birilerini bulmak umuduyla koşturacağız sağa sola...ama ben ne kol vermek niyetindeyim ne bacak...
Tırnağımı bile kestirmek istemiyorum diyenler ne yapacak peki ...bana bakmayın ,ben bilemiyorum...
Hasta oldum aşkına
Bir ilaç şu şaşkına...
Doktor yazar ilacı ,
Eğer yapmasa eczacı,
Buldun şifayı sen
Reçetenin mürekkebinden...
Ne çare ki artık... tıbbi müstahzar_ül imalat_ı fabrika dönemi yaşanıyor,
Olsun be kardeş bu günlerde geçecek bir gün yeniden kıymetimiz anlaşılacak ecacılar olarak,
Nasıl anlaşılmasın ki onca ilaç kendiliğinden mi bulunup o kutulara girerek eczanelere geliyor,
Ağaçta bile yetişen meyvaları , tamam Allahın izni ile ağaçlar yetiştiriyor ama bahçıvanın hiç mi emeği yok kardeşim... desem her halde bir nebze anlaşılacak bazı şeyler...
Kaynat reçeteyi iç suyunu da anla ilaç neymiş eczacı neymiş...
Kolay değil; sorun sağlık olunca,bitmeyen senfoni gibi yüzyıllarca çalınsa dinlense adı üzerinde bitmez,
Herkes kendini zaten uzmanhasta lıktan, asistandoktor luğa terfi almış gibi zannederken,artık birde reklam takviyesiyle ne kadar satılmayan ilaç varsa kakalayacaklar çok bilmiş tayfasına...
Aslında vatandaş hak ediyor bu aptalca uygulamaları,zira işi ehline bırakmaktan vaz geçileli çok olmuş bu topraklarda,her bakımdan ehiller ses edemez olmuş ortalık şarlatan dolu,olsun birde bu olsun bakalım...diyeceğim ama vicdanim el vermiyor...
Hayatımda izlemediğim televizyonu da izletecekler bana o olacak...niye mi...niyesi mi var kurtlar vadisinin arasında çıkan ilaçtan bir tane diyecek adam...ne yapacak bu eczacı...Kendine sen ne biçim eczacısın dedirtmemek için bütün güncel dizileri aralarındaki ilaç reklamlarını bellemek için izleyecek...naaapsın...
Biz o, bu, şu, derken... kibarlıktı ,nezaketti ,eğitimdi, tahsildi derken... sermaye almış başını belden aşağı taktiklerle ilacını(malını) sattırmanın yollarına bodoslama dalıyor bizimkiler kibarlık yapıp kenardan nazikçe PROTESTO ediyor...bu memleketin okumuş sağlık uzmanları yok mu,neden toparlanıp neler oluyor diyemiyorlar bu duruma...yoksa onlara da mı bu reklemlerdan pay verilecek... demezler mi adama...süküt ikrardandır... derler bakın sonra...ses çıkarın biraz ses...
AMA NASIL Kİ sgk KURALLARI BİRİNİN AKLI BAŞINA GELENDE DEĞİŞİYOR ...
Bu reklam işi de çok engin kültürlü ve bilgili bir ensesi kalının akrabasının başı yananda değişir diyorum ve yazıyorum şuraya...Dedi dersiniz...
Ne zaman ki birinin başı yana bu kanun karar ve nizamname de değişe...
Geçen gün sıkça geçtiğim yoldan ve bolca kasisli bir yoldu artık ezberime kazıdığımdan biliyorum...arabamla geçiyorum... bir iki üç dört beş allahım kasislerin hiç biri yok ortada araba ne yana yatıyor ne zıplıyor ne altı sürtüyor...şaştım kaldım meğer sonradan öğrendim bir devlet büyüğümüz arabasıyla geçmiş birkaç gün evvel eeee havada karanlıkmış arabasının tabiri caizse anası ve de babası ağlamış bizim kasis diyarından geçerken...Ne mi olmuş bir emirle sabahına kasisler birer birer kazınmış ...
İşte bizim memleketin halleri böyle ...
O ilaç firmaları bizim büyüklerimizin akrabalarıyla başa çıkamazlar...
Hadi bir tanesini koydun hastaneye baktırdın,aldı ilacı olmayacak bir yerine sürdü misal...Peki 2,3,4,5,50,100... kasis olsa neyse gece vakti kaldırtırsın da bunlar insan, sonu gelmez,vebali büyük,birde akraba çoktur bizlerde...
Hangi biriyle uğraşacak ilaç firmaları masrafları tazminatları yok yok başa çıkamazlar...
Cumartesileri kapamak konusu diye bir hayalin peşinden gitmek gibi bir aymazlık sevdasına kapılmışken,seçim üzeri acaba diyorum kendi kendime,bir şeyler yazsam mı...Yok yok aman yazmayayım, çalışmak lazım.
SGK semerini vurmuşken sırtımıza ağzıma biber süreyim ben... böyle bir konu gündeme bile gelemez...
Tüm memurlarıyla kadrolarıyla işlerken sgk sistemi kesintisiz...
Cumartesileri kesintiye uğrar birde neme lazım bizler yüzünden...
Pazar günleri de açsak diyorum eczaneleri hani...
Hizmet aksamasın...