Kafalarımız çok karışık çok...
Eczacının amacı,bu kafa karışıklığı ortamında mesleki hedefinden saptırılmıştır iyice...
Her birimiz sabah olunca harıl harıl medya takip mekezi çalışanları gibi googlede eczanelerle alakalı yeni bir yaptırım, kanun, yasa, metin taslağı var mı diyerek ...oda sayfaları, forumlar, sgk siteleri ,hatta kendi odalarımızdan başka diğer eczacı odaları sayfalarına bakmadan, eksik kalmış hissetmeye başladık kendimizi...
Bu saçma sapan duruma hiç aldırmadan harıl harıl ilaç karşılayan duyarsız pek çok meslektaşımız da vardır elbette ve sanırım en şanslılarda onlar,nasılsa birileri araştıracak, tartışacak ,yanlışları görecek ve bir yerlere uyarıda bulunacaklar ,harılharıllarımız da hiç bir şeye bulaşıp dokunmadan çiğnenmiş lokmaları afiyetle yutacaklar...
Kendimi eksik hissetme nedenim aslında kendime olan saygım ve yanlış yapmama dürtümle alakalı olmakla birlikte,bu konularla hiç kafasını yormayanlarımızla aynı mesleği paylaşıyor olmam da bu aralar canımı çok sıkıyor...
Ve yine kendimce, gene de “hayır” diyorum ...mutlaka onlarda bir şeyleri takip ediyor olmalılar yoksa bu meslek nasıl yapılır...mesela geçen sene yılbaşında yaptığımız sözleşme o günden bu güne birkaç yüz kere farklılaştırılmışkenJnasıl olurda takip etmeden aynı şartlarla reçete karşılayabilirler mutlaka bir yerleri izlemek zorundalar...değil miJ ama yorum yapmıyorlar...Canları sağ olsun...diyorum
Siyah beyaz çekimlerin olduğu günlerde bile hayat siyah beyaz olmamıştı hiç bu kadar,
Ekrana bakardık ama o siyah beyazlık içerisinde renkleri görür renkleri yaşardık çocuk bakışlarımızla,
Renkli ekran günlerine geçmekle hayat hiç de renklenmedi,daha çok kan daha çok karanlık çöktü yüreklere, geçen yıllarla birlikte...yavaş yavaş...
Ve şimdi şimşek hızıyla tüm dünyanın etrafını dolaşan internet var elimizin altında,tabi ki engelli bir sunucudan bağlanmıyorsanız... tüm dünya elinizin altında ve her yerdesiniz aynı anda... bir tuşla Amerikaya ve gene başka bir tıklamayla Avrupada bir şehre görsel olarak ulaşıyor oradan tekrar tek göz odanızın loşluğuna geri dönüp bu anı yaşamaya devam ediyorsunuz...
Olduk her birimiz birer küçük evliya...Ceplerde cep telefonları kulaklarda blutut,kameralar kalem kadar olmuş,bir orada zuhur ediyoruz bir şurada,kayıtlar ,belgeler ,aktarımlar,ışık hızına erişmeye az kaldı...Ha uçtuk ha uçacağız...
Amma velakin bu süratli işleyiş içerisinde kağnı hızında ilerleyen bir şey var ki ...
Adı SGK...
Adı Medula (pek de havalı bir adı var)
Adı İTS
Birde adı var kendi yok, TEBEOS muz var ...
İlaçları takip edeceğiz ... hem de ilk üretildiği andan itibaren...
Bana kalsa bu sistemi suçlular,gözaltına alınıp mahkemelerde davaları sürenler ,şartlı tahliyeler üzerinde GPRS aracılığıyla denemeliler,ki bir şeylerin gerçekten bir amaç için yapıldığına inanabilelim...
İlaçlar takip edilse ne olacak,edilmese ne ... akibetleri malum... sonunda her biri Water Clozet aracılığıyla güzel ülkemin denizinin muayyen sahillerine, dalga olarak vurmayacaklar mı sanki ...
Yani neyin takibi bu...
Sahte ilaç olmaz... Eczanelerdeki; ilaç firmalarınca depolara verilip,depolar kanalıyla faturalı olarak alınmış ilaçlarda bu mümkün değildir...
Sahtekar insan olur...
Siz o sahtekarlara takın takip sistemini asıl...Nasıl mı takılacak? E onuda siz bulun...
Buraya harcanan paralarla okullara, güzel güzel öğretmenler ,eğitmenler yetiştirseniz...Bence ülke toptan kalkınsa keşke...
İnsan birilerine güvenmek ,bir şeylerden emin olmak isterken iyi niyetle yapılmaya çalışılan şeylerin ileride kötü niyetli kişilerin eline de geçebileceğinin hesabını yaparak yola çıkmalı en başta...
Gelecekten umutlu olmak için bugünümüzden emin olmamız lazım...
Biz ise 1 saat sonrasından bile tedirginiz Eczacılar olarak...
Bu belirsiz gidişat insanı ruh hastası edecek...
Senelerce aldığı eğitimle mesleğinin zirvesine çıkmış bireylerin hakikaten yıpratıldığının farkındadır birileri umarım...
Saygılarımla...
12/02/2010