|
Kendi kendisinde kaybolmuş şehirlerde zamana yolculuk yapabilmek ne kadar da zor insanlar için.Belki de pek çok insan bu yolculuğu hayalinden bile geçirmediğinden oluyor bu kendi kendisinde kayboluşlar .
Kendi kendisinde kaybolmuş şehirlerde zamana yolculuk yapabilmek ne kadar da zor insanlar için.Belki de pek çok insan bu yolculuğu hayalinden bile geçirmediğinden oluyor bu kendi kendisinde kayboluşlar .
Anılarımıza, geçmişimize hiç önem vermediğimizden, şehirlerimize de bu kadar hoyrat ve acımasızca davranıyoruz... Yok ediyoruz geçmişimizi ,bu günümüzün telaşı içerisinde .
Ne kadar da cesuruz ,oysa ki anılarından kopartılan insanlar tamamen boşluğun içerisine düşüp ,yarınından da ümitsiz oluyorlar ,lakin bunu anlamaları için ancak onlarca yıl geçmesi lazım ve bu geçen zamanın üzerine geriye dönüp bakmaları lazım ... Bunca cehalet içinde insanlar mahallelerinin ortasına tüm ağaçları keserek yaptıkları binaların arasında sıkışıp kalmış bir karış toprak parçasına ,iki karış çimen getirilerek yapılan çirkin beton yığınları arasındaki iki ağacı bile olmayan alanlardan memnun olmaya çalışırlarken ,anılarda dolaşmak belki de saçmalık ...
Anlamadan, bilmeden mal telaşında üst üste beton yığınlarına ev diyerek, birkaç yıl sonra merdivenlerini bile çıkamayacakları o yerlere yerleşip oturuyorlar ve gün geliyor ayakları birinci kata dahi çıkamaz hale geldiğinde ,evlerine hapsolmaya, dışarı çıkamamaya başladıklarında, belki ayrımına varıyorlar yaptıkları hataların, ama çok geç oluyor geriye dönmek için yapılan yanlışlardan... Her bayramda, geçmişin muhasebesini yapmak, istem dışı da olsa, yaş biraz kemale erince, adet haline geliyor işte... Eski hayatının,anılarının içerisinde bir çocuk oluveriyor insan...Geçmişin sokaklarında dolaşmaktan huzur duymaya başladığınızda zaten artık sizin de devriniz geçiyor işte ...
Bir zamanlar okulumuzun bahçesinde bankların üzerinde laboratuvar çıkışlarında elimizde çayımız ve henüz içmesinin yasak olmadığı, belki de yeni yeni tanıştığımız sigaramızla eve gitmeden önceki geçen o yarım saatlik zamanlardaki arkadaşlarımla sohbetlerimi arıyorum ben,. Kimsenin kimseyle çıkar ilişkisine girmediği,henüz babalarının parasıyla idare ettikleri o saf o katışıksız zamanları özlüyorum işte...Herkes aslında o zamanlar eşitmiş,insanlar ceplerindeki cüzdanlarıyla değil de yüzlerindeki tebessümle değerlendiriliyormuş... Bizler sonradan sınıflandırıldık,ne kadar acı...
Bir paket sigaramızı, hemde hiç paramız bile yokken 5 arkadaş paylaşırken ,ne oldu da şimdi reçete savaşına döndü bu arkadaşlıklar... Gözlerinizi bürüyen bu hırs, kim tarafından içerinize yerleştirildi...
Kaçınız bayramlarda diğerinizin kapısını çalıyor, çıkarınız olmadan?... Nasılsın demek için ,hiç eczacı komşunuzun kapısını açıp eczanesinde oturuyormusunuz?...
Zamanımız yok.
Evet haklısınız,bizden çalınan zamanlara köle olmuşken nasıl vakit bulalım ki dostluk adına bir şeyler yapmaya... Ve aslında birkaç yıl sonra, bizler de olmayacağız kimbilir, ama bayramlar olmaya devam edecekler, çocuklar için...
Büyüdüklerinde onlar da kaybettikleri bayramları arayacaklar, geriye dönüp bakarak,bizim memnun olmadığımız şu anlarımızı,onlar mutlulukla hatırlayacaklar... memnun olmadıkları gelecek zamanlara eriştiklerinde...
İyi bayramlar ,Saygılar...
Koray Oyacı
|